Sezgin ELBAY
Bu çalışma, 1919–1922 yılları arasında İstanbul Hükûmeti ile Ankara merkezli Millî Mücadele kadroları arasında gelişen meşruiyet mücadelesini incelemektedir. Araştırmanın temel problemi, İstanbul Hükûmeti’nin Kuvayımilliye'yi hangi kavramlar ve siyasal araçlarla gayrimeşru göstermeye çalıştığı; buna karşı Heyet-i Temsiliye ile 23 Nisan 1920’den sonra Büyük Millet Meclisi’nin (BMM) nasıl bir karşı-meşruiyet zemini kurduğudur. Çalışmada tarihi belge analizi ve kaynak tenkidi kullanılmıştır. Bu kapsamda kaynakları, T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi (BCA), TBMM Zabıtları, TBMM Gizli Celse Zabıtları, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Arşivi ve Nutuk oluşturmuştur. İnceleme, İstanbul Hükûmeti’nin Millî Mücadele’yi eşkıyalık, isyan, asayişsizlik ve İttihatçılığın devamı şeklinde kodladığını göstermiştir. Buna karşılık Ankara, İstanbul’un işgal koşullarında karar alma yeteneğini kaybettiğini, millî iradeyi temsil edemediğini ve meşruiyet merkezinin Anadolu’ya geçtiğini savunmuştur. Sonuç olarak Millî Mücadele süreci, askerî ve diplomatik bir mücadele olmanın yanında, egemenliğin kaynağının saltanat-hilafet merkezli otoriteden millî egemenlik ilkesine taşındığı kurucu bir meşruiyet dönüşümü olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma, tamim, rapor, istihbarat ve Paris Konferansı müsveddelerinin birlikte okunmasıyla, İstanbul Hükûmeti’nin Kuvayımilliye karşıtı dilinin sadece padişahçı bir refleks olmadığını; savaş suçluluğunu İttihatçılara devrederek hanedanı ve milleti aklama, Anadolu direnişini ise bu suçluluğun devamı gibi gösterme stratejisine dayandığını ortaya koymaktadır.