Şafak VAROL
1960 ihtilalinin, ardından hazırlanan yeni anayasanın en önemli sonuçlarından biri, Türk toplumunu siyasal ve ideolojik açıdan yeni fikirlere açık hâle getirmesiydi. Demokratik sistemde olması gereken bir olgu olarak düşünülen bu durumun, dönemin uluslararası mücadelesi Soğuk Savaş ikileminden beslenmesiyle ideolojik bir polarizasyonu getireceği hesap edilememişti. Bu makale, 12 Mart 1971 Muhtırasına giden süreçte siyasal ve toplumsal alanlarda meydana gelen sol radikalizmi ve bu radikalizmin Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) yansımalarını incelemektedir. Bu incelemede ordu-siyaset merkezli bilindik 12 Mart anlatımından farklı olarak sebep olan tüm iç ve dış değişkenler değerlendirilmiştir. Ana fikir, üniversite gençliği, işçi ve köylüler gibi toplumu oluşturan sektörlerin her birinin farklı ve çatışan bloklar halinde politikleşmesinin, 1961 anayasası ile çizilen anayasal çerçeve ve kurumları zorladığıdır. Dönemin aşırı politize halinin herhangi bir grup ya da kurum ayırt etmeksizin her yere sirayet ettiği ileri sürülmekte ancak siyasi bir nüfuza sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu anlamdaki bir değişimin ülkenin kaderini ne seviyede etkileyebileceği açıklanmaya çalışılmıştır.