İsmail Alper Kumsar
Halid Ziya’nın Balkan tecrübesi, onun millî hassasiyetlerinin gelişimini izlemek bakımından kronolojik ve zihinsel bir hat sunar. Halid Ziya’nın Balkanlar ile irtibatı henüz çocukluk yıllarında Serez’e yaptığı bir gezi ile başlamış, bu gezinin hemen ardından yaşanan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı neticesinde İstanbul’a akın eden muhacir kafileleri üzerinden derinleşerek somut ve duygusal bir tecrübeye dönüşmüştür.1897 Osmanlı-Yunan Harbi sırasında kaleme aldığı “Osman” hikâyesi, dönemin kolektif heyecanı içinde okunmaya müsaittir. Meşrutiyetin ilanından hemen sonra yazdığı “Küçük Hamal” isimli hikâyede birtakım Türkçü eğilimler sezilse de Osmanlıcılık düşüncesi ağır basmaktadır. Ancak Balkan Savaşları sürecinde şahit olduğu muhaceret, sefalet ve toplumsal çözülme yazarın zihninde daha belirgin bir Türklük bilincinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda “Türk Sesi” ve devamında yazdığı on metin Halid Ziya’nın zihnindeki dönüşümün estetik ve duygusal düzlemdeki ifadesidir. Halid Ziya’nın 1914’ten sonraki metinlerinde millî duyarlılık, Balkan Harbi yıllarındaki kadar belirgin değildir. Bunun sebebi, Halid Ziya’nın estetik tutumu ve kişiliğiyle ilgilidir; ancak onun bu tip metinler yazamaması milliyetçi fikirlerinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Ölümünden kısa bir süre önce Büyük Doğu’nun yaptığı anketteki birtakım sorulara verdiği cevaplar milliyetçi düşüncelerinden vazgeçmediğini teyit etmektedir