Tuğrul Kütükcü
Bu makale, erken Cumhuriyet döneminde Dârülfünun Hukuk Fakültesi’ndeki usûl-i fıkıh dersinin yerine ikame edilen tarih-i hukuk dersi ile bu derste savunulan tezlerin yol açtığı M. Fuat Köprülü-Yusuf Ziya arasındaki meşhur “müderrisler münakaşası”nı incelemektedir. Dönemin seküler ve milliyetçi hukuk anlayışıyla uyumlu bir perspektife sahip olan ve bu doğrultuda tarih-i hukuk kürsüsüne atanan Yusuf Ziya, derslerinde dünyaya medeniyeti öğreten kavmin Türkler olduğu, Yunan medeniyetinin Türk kökenli ve Hammurabi’nin de ilk Türk kanun koyucu olduğu yönünde pek çok ilginç iddia ortaya atmıştır. Köprülü, bu görüşleri “saçma” ve gayri ilmî bularak sert bir polemik başlatmış; tartışma kısa sürede öğrenci protestolarına ve fakülteler arası bir krize dönüşmüştür. Makale, çekişmeyi çözmek üzere Dârülfünun Divanı tarafından kurulan hey’et-i mütehassısanın, Köprülü’yü ilmî bakımdan haklı bulan raporuna rağmen, bu kararın niçin resmen ilan edilmediğini irdelemekte ve dönemin basınında “örtbas” edildiği belirtilen sürecin arka planını incelemektedir. Çalışma, sürecin ilmî kriterlerden ziyade siyasî parametrelerle şekillendiğini; Mustafa Kemal’in Yusuf Ziya’nın tezlerini kişisel olarak savunmasının ve bunları yakın tarihte şekillenecek Türk tarih tezi ve Güneş-Dil teorisi açısından faydalı görmesinin belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Sonuç olarak bu hadise, erken Cumhuriyet’te tarih yazımı ile siyaset arasındaki gerilimli ilişkinin ve bu disiplinin ulus-devlet inşasında üstlendiği işlevin çarpıcı bir örneği olarak analiz edilmektedir.