Emrah Berkant Patoğlu
Tanzimat sonrası Osmanlı eğitim modernleşmesinin temel kurumlarından olan askerî rüştiyeler, modern devletin disiplinci iktidar anlayışını eğitim alanında somutlaştıran öncü kurumlar olarak öne çıkmıştır. Bu kurumlar; salt bilgi aktarımının ötesine geçerek bireylerin bedenlerini ve zihinlerini kesintisiz gözetim, titiz kayıt tutma ve rasyonel cezalandırma teknikleriyle şekillendirmeyi amaçlayan disiplin aygıtları olarak işlev görmüştür. Bu çalışmanın amacı; askerî rüştiyelerin kurumsal işleyişini, yönetimsel düzenini ve disiplin rejimini tarihsel belgeler ışığında betimlemektir. Bu bağlamda araştırma; söz konusu okulların yönetim, denetim ve sınav mekanizmalarını dönemin talimatnameleri ve arşiv belgeleri üzerinden tarihsel-sosyolojik bir perspektifle ele almaktadır. Çalışmanın analitik çerçevesi; Foucault’nun “disiplinci iktidar” ve “normalleştirici yargı” kavramları merkezinde yapılandırılmış; Elias’ın “özdenetim”, Agamben’in “biyopolitika” ve Bourdieu’nün “habitus” yaklaşımlarıyla zenginleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre askerî rüştiyelerin yönetim yapısı, panoptik bir örgütlenmeyi andıran katı bir hiyerarşi ve kesintisiz gözetim üzerine kuruludur. Müdür, dâhiliye subayları ve öğretmenlerden oluşan denetim ağı, öğrencilerin gündelik eylemlerini sürekli kayıt altına alarak bireyi ölçülebilir bir özneye dönüştürmüştür. Dört kademeli ceza ve ödül sistemi aracılığıyla bireyler kurumsal normlara uyumlu hâle getirilmiş, ödül belgelerinin ceza mahsubunda kullanılması gibi uygulamalarla rasyonel bir ceza ekonomisi işletilmiştir. Ayrıca öğrenci kabulündeki yaş, sağlık ve ahlâkî referans kriterleri, askerî rüştiyelerin biyopolitik bir eleme mekanizması olarak çalıştığını kanıtlamaktadır. Akademik başarısızlığın “ayakta durma” gibi bedensel teşhirle cezalandırılması veya “neferlikle alaya ihraç” gibi statü düşürme yaptırımları, iktidarın birey üzerindeki mutlak tasarrufunu göstermektedir. Elde edilen bulgular ışığında askerî rüştiyelerin; Osmanlı eğitim modernleşmesinin özünü oluşturan gözetim, özdenetim ve normallik üretimi süreçlerinin merkezinde yer aldığı görülmektedir. Bu kurumlar, geleneksel terbiyeyi modern devletin rasyonel yönetim teknikleriyle harmanlayarak askerî kimliğin inşasında merkezî bir rol oynamış; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrolan disiplin ve bürokrasi geleneğinin kuramsal ve pratik laboratuvarı işlevini görmüştür.