Muhammet ÇELİK
Osmanlı döneminde Arapça öğrenmenin hedeflerinden biri de Osmanlı Türkçesinin daha iyi anlaşılmasıydı. Günümüzde Arapça öğretimi daha ziyade dini ve ilmi çalışmalar yapacak ya da eski Osmanlı Türkçesini, Osmanlı arşivlerini inceleyecek kişiler için tasarlanmaktadır. Oysa çağdaş Türk edebiyatının metinlerindeki yoğun Arapça kökenli kelimeler de günümüz Türk okuyucusunun Arapça bilgisinden yoksun olmaması gerektiğini göstermektedir. Nitekim Cumhuriyet’ten önce başlayan Türkçeyi sadeleştirme çalışmaları Cumhuriyet’ten sonra hızlanarak devam etmiş olsa da Cumhuriyet sonrası yazılmış roman ve hikayelerin diline bakıldığında Arapça kökenli kelimelerin yoğun varlığı dikkat çekmektedir. Türkçedeki Arapça kökenli bu sözvarlığının kendi aralarındaki tür, türeme ve türler arası ilişkiler, akrabalıklar gibi morfolojik durumlar da ancak Arapça sarf ilminin tahsiliyle vâkıf olunabilecek durumlardır. Bu anlamda, klasik sarf ilmi konuları ile bu makale için Sait Faik Abasıyanık, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahatttin Ali ve Mustafa Kutlu’dan seçilen metinlerde geçen Arapça kökenli kelimelerin türleri ve türemiş halleri karşılaştırılmış; sonuçta bu ikisi arasında paralellikler olduğu görülmüştür. Bu yazarlar günümüzde liseler için tavsiye edilen okuma listelerinde yer alan yazarlar arasından seçilmiştir. Sarf ilmi tahsilinin öğrenciye kazandırdığı bilgiler arasında Arapçadaki türemiş isimlerden, ek almış veya almamış olanları ve bunların kazandığı yeni anlamlar bulunuyor. Bu kazanımlar çağdaş Türk edebiyatı okuyucusunun zihninde oluşan dil haritalarının şekillenmesine olumlu katkıda bulunacaktır. Ayrıca Türk edebiyatı okuyucusu, Arapça sözvarlığının morfolojik yapısını kavrama gücüne sahip olduğunda, bu durum onun okuduğu metni daha akıcı bir şekilde okumasını ve metni kendi içindeki göndermelerle birlikte anlamasını sağlayacaktır.