Feyzullah Güleç, Bilal Bingöl
Bu çalışma, Uzun Hasan’ın iktidara yükselişiyle birlikte Akkoyunlu Devleti’ni güçlü bir merkezî otoriteye dönüştürme çabaları ve uyguladığı siyasi stratejiler çerçevesinde, Akkoyunlu Devleti’nin en önemli idari merkezlerinden biri olan Tebriz’in kültürel, siyasi ve toplumsal dönüşümünü incelemektedir. Karakoyunlular’a karşı kazanılan kesin zaferin ardından Tebriz, sadece bir başkent olmanın ötesine geçerek bölgesel güç dengelerinin şekillendiği, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin odaklandığı stratejik bir merkez haline gelmiştir. Çalışmada Uzun Hasan’ın devlet teşkilatını yeniden düzenleme girişimleri, askeri ve diplomatik politikaları ile Tebriz’i bir güç merkezi haline getirme vizyonu, şehirde gerçekleştirilen imar faaliyetleri ve cami, medrese, kervansaray gibi yapılar aracılığıyla kentsel kimliğin inşası ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Ayrıca kamu hizmetlerinin organizasyonu ve bilimsel faaliyetlerin teşvik edilmesi, Tebriz’in dönemin entelektüel merkezlerinden biri haline gelmesine katkı sağlamıştır. Tebriz, bu süreçte yalnızca idari bir başkent değil, aynı zamanda farklı etnik ve kültürel unsurların bir araya geldiği bir etkileşim alanı olarak öne çıkmıştır. Türk ve İran unsurlarının iç içe geçtiği bu ortam, sanat, mimari, edebiyat ve düşünce hayatında dikkate değer bir zenginlik doğurmuştur. Akkoyunlular döneminde atılan bu temeller, Safevîler devrinde daha da geliştirilerek Tebriz’i uzun süre bölgenin kültürel ve siyasi kalbi haline getirmiştir.