Serpil Seda Şimşek
Algoritmik gözetim sistemleri, demokratik müzakereden bağımsız biçimde siyasi otorite taşıyan temsiller üretmekte ve bu yolla siyasi egemenliğin epistemik temellerini dönüştürmektedir. Bu çalışma, söz konusu dönüşümü açıklamak amacıyla “gözlemsel egemenlik” kavramını önermekte ve algoritmik gözetimin nasıl siyasi temsiliyet işlevi gördüğünü soruşturmaktadır. Çin sosyal kredi sistemi, ABD öngörücü adalet algoritmaları, AB biyometrik sınır altyapıları ve pandemi temas takip uygulamaları, teorik çerçeve güdümlü niteliksel belge analizi yöntemiyle karşılaştırmalı kurumsal analiz çerçevesinde incelenmiştir. Analiz, tüm sistemlerin rejim türünden ve uygulama alanından bağımsız olarak sürekli gözlem, temsil üretimi ve gözlem-temelli yetkilendirme mekanizmalarını ortak biçimde taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, otoriter bağlamlarda gözetim pedagojik söylemle açıkça meşrulaştırılırken demokratik bağlamlarda tekno-bilimsel rasyonalite arkasına gizlenmekte; ancak her iki durumda da müzakereci temsiliyet mekanizmaları devre dışı kalmaktadır. Çalışma, gözetim çalışmaları, egemenlik teorisi ve temsiliyet teorisi literatürlerine katkı olarak gözlemsel egemenlik kavramını tanıtırken, otoritenin yönetme hakkından değil bilme gücünden türediği bu egemenlik biçiminin demokratik hesap verebilirlik için doğurduğu sonuçları tartışmaktadır.