Ayşe KAPUCU YAVUZ, Burak Hamza Eryiğit
Teknolojik yeniliklerin kaydettiği hızlı gelişme; kamusal mal ve hizmet sunumu anlayışını değiştirmekle kalmamış, hizmetlerin yayıldığı alanı da dönüştürerek merkez-yerel dikotomisindeki sınırları derinden sarsmıştır. İzlenebilir ve gözlenebilir alanların çoğalması kamu güvenliği denetimlerini genişletmiş, toplumsal faydanın yanında bireysel mahremiyetin de tartışılmasına yol açmıştır. Kent hayatının liberal değerleri; bireyin özgürlüğüne dayanan felsefesi ile kontrol altında tutulan, izlenen, yalnızlaşan bireylerin ortaya çıktığı paradoksal bir boyut kazanmıştır. Söz konusu teknolojilerin üretimi ve işletiminde ön plana çıkan şirketlerin sahipleri ile entelektüel sermayesinin ortaya koyduğu teknokratik yönetişim; gözetim toplumu diye tabir edilen yeni bir toplumsal biçimin şekillenmesine önayak olmuştur. Bu çalışma gözetim toplumu ile birlikte şekillenen tekno-feodal düzenin kentlerde ortaya çıkardığı boyutları değerlendirmektedir. Analojik düzlemde “panoptikon” olgusu ile ele alınabilecek olan gözetim boyutunun tekno-feodalizm ile birlikte kent gerçeği üzerinden değerlendirilmesi; çalışmanın özgün yanını ön plana çıkarmaktadır. Nitel araştırma yöntemi tercih edilerek hazırlanan çalışmada veriler, gözlem ve literatür taraması ile elde edilmiştir. Bulgular ışığında öneriler geliştirilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.