Fatma Zehra Donat
Türk İslam edebiyatında önemli bir yer teşkil eden naatlar; Hz. Peygamber’e duyulan aşk ve sevgiyi anlatmak, onu methetmek, ondan şefâat beklemek amacıyla kaleme alınmışlardır. Farklı nazım şekilleri ile yazılan naatlarda Hz. Peygamber, farklı isim ve sıfatlarla vasıflandırılmış onun üstün özellikleri edebî bir üslupla anlatılmıştır. Klasik şiirde pek çok şair naat yazma geleneğini devam ettirmiştir. Kendini ispatlamaya çalışan birçok şair, naatı doruk noktası olarak görmüştür. Naatlarda bahsedilen kişi Hz. Peygamber olunca onu zihninde tahayyül ederken anlatılan her mevzunun ayrı bir meziyeti olduğu da kat’îdir. Kaynaklarda onun âlemlere rahmet olması, tabiatı, örnek hayatı, müminlere müşfikliği, insanlara hak yolunu göstermesi gibi özellikleri üstün vasıflarla zikredilir. Bu çalışma, Eğriboz adasındaki Kızılhisar’da uzun bir süre yaşayan XVII. yüzyıl âlimlerinden olan Ali Hıbrî Efendi’nin “Hediyyetü’l- Hıbrî” adlı eserinde yer alan naatları üzerine bir incelemedir. Müellifin bu eseri üzerine dair herhangi bir akademik çalışmaya rastlanmamıştır. Hıbrî, bu eserine “hamdele”, “salvele” ile başlamış daha sonra üç farklı bölümde nazmettiği naata geçmiştir. Ali Hıbrî Efendi’nin naatları; muhteva, şekil, dil ve üslup açısından incelenmiş, devamında naatların transkripsiyonlu metni sunulmuştur.