Özer Aslan
Bu çalışma, anayasal devlet ilkesi bağlamında insan hakları ile kamu güvenliği arasında kurulması gereken dengeyi kuramsal ve hukuksal bir perspektiften ele almaktadır. Devletin varlık nedeni olan güvenliği sağlama yükümlülüğü, özellikle anayasal düzenin korunması, kamu düzeninin devamlılığı ve toplumsal istikrar açısından vazgeçilmez bir sorumluluktur. Ancak bu sorumluluk, bireyin temel hak ve özgürlükleri ile çatışma potansiyeli taşıdığında, anayasal devletin sınırlarını ve hukuk devleti ilkelerinin güvencelerini gündeme getirir. Çalışmada, güvenliğin yalnızca istisnai durumlara özgü bir tedbir değil; anayasal sistem içinde sürekli ve meşru bir kamu amacı olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Bununla birlikte, güvenlik politikalarının anayasal normlar ile uyumlu olması; keyfilikten uzak, ölçülü, öngörülebilir ve yargı denetimine açık biçimde uygulanması, anayasal devlet ilkesinin sürdürülebilirliği açısından zorunludur. Normatif analiz yöntemiyle yürütülen araştırmada, insan haklarının sınırlanabilirliği, orantılılık ilkesi, hukuk devleti bağlamında güvenliğin pozisyonu ve yargısal denetimin önemi üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, güvenliğin sağlanması ile hakların korunması arasında mutlak bir çelişki değil; anayasal ilkeler zemininde kurumsallaşmış, karşılıklı tamamlayıcılık ilişkisi kurulması gerektiği vurgulanmaktadır.