Hacer Ayaz
Modern toplumda ölümün konumu uzun süre inkâr ve görünmezleşme tezleri çerçevesinde tartışılmıştır. Özellikle modernleşme süreciyle birlikte ölümün gündelik yaşamdan çekilerek hastane ve sağlık kurumları gibi profesyonel alanlara devredildiği, böylece ölüm deneyiminin tıbbileştiği ve kurumsallaştığı ileri sürülmüştür. Bununla birlikte son dönem ölüm sosyolojisi çalışmaları, modern toplumların ölümü bütünüyle bastırmadığını, medya, popüler kültür ve dijital iletişim teknolojileri aracılığıyla onu yeni biçimlerde yeniden görünür kıldığını göstermektedir. Bu makale, modern toplumda ölümün geçirdiği dönüşümü tıbbileşme, dijital görünürleşme ve söylemsel yeniden anlamlandırma eksenlerinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı benimsenerek Norman Fairclough’un üç boyutlu eleştirel söylem analizi çerçevesinde yürütülmüştür. Bu kapsamda Temmuz 2025-Mart 2026 tarihleri arasında yayımlanan ve modern toplumda ölüm olgusunu farklı yönleriyle ele alan on bir içerik; metin, söylemsel pratik ve toplumsal pratik boyutlarında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ölümün yalnızca tıbbileştirilen ve kamusal alandan uzaklaştırılan bir olgu olmadığı, aynı zamanda dijital platformlar, medya söylemleri ve kültürel anlatılar aracılığıyla yeniden dolaşıma sokularak farklı anlam katmanları kazandığı belirlenmiştir. Çalışma, modern toplumda ölümün bastırılan bir gerçeklikten ziyade kurumsal düzenlemeler, kültürel anlatılar ve dijital iletişim ortamları içinde sürekli yeniden üretilen çok katmanlı bir toplumsal deneyim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede modern toplumun ölümle kurduğu ilişkinin görünmezleşme ile yeniden görünürleşmenin eş zamanlı olarak işlediği paradoksal bir yapı sergilediği ileri sürülmektedir.