Gökçen Karakoç Altıntaş
Lakaplar; kişiyi kendi adından bağımsız olarak tanıtan, kişinin fiziksel özellikleri gibi belirgin bir özelliğini vurgulayan veya sonradan konan adlardır. Ad biliminin kişi adları bilimi başlığında incelenen lakaplar, Türkçenin söz varlığında önemli bir yer tutmaktadır. Lakaplar sayesinde Türkçenin ağızlarda yaşayan, unutulmaya yüz tutmuş sözcüklerine erişilebilmektedir. Çalışmamızda etnik yapının çeşitliliğiyle birlikte kültürel özelliklerini muhafaza eden Kırıkkale ilinin Hacılar beldesindeki lakapları derledik. Araştırmamızda derlediğimiz 192 lakaptan Derleme Sözlüğü’nde yer alan çebiş, diştir, şemen gibi 37 lakap, Derleme Sözlüğü’nde yer almayan cıkkılı, gibidiş, zıravuç gibi 16 lakaba rastladık. Lakaplar; halk bilimi açısından milletlerin tarihi, kültür seviyesi ve inanç yapısı gibi hususlarda bilgi vermesi bakımından da üzerinde durulması gereken bir söz varlığıdır. Bu bakımdan çalışmamızda, lakabın Türk kültüründe ad verme ya da lakap takma şeklinde süregelen geleneğin Orta Asya’dan beri var olan bir folklor unsuru olduğu ortaya konuldu. Lakapları; kişinin meslek ve uğraşlarına bağlı olanlar, fiziksel özelliklerine göre verilenler, organlardaki eksiklikten dolayı verilenler, kişilere veya nesnelere benzetme sonucu takılanlar, kişinin davranış, huy, karakter gibi özelliklerine göre verilenler, kişinin başından geçen bir olaydan esinlenerek verilenler, mensup olduğu etnik kökeni veya memleketiyle ilgili takılan lakaplar olmak üzere sekiz başlıkta inceleyerek lakaplar alfabetik olarak verildi. Lakapların, Türk milletinin ad verme kabiliyetini ve mizahî üslubunu ortaya koyarak söz varlığı bakımından Türkçeye ayrı bir ifade zenginliği kazandırdığı görüldü.