Samet Tatar
Bu makale, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü’nün yapay zekâ okuryazarlığını ilk kez bağlayıcı bir normatif yükümlülük hâline getirmesini, özellikle hukuk ve yargı alanlarında kullanılan yapay zekâ uygulamaları ekseninde analiz etmektedir. Tüzüğün benimsediği risk temelli yaklaşım, yapay zekânın regüle edilmesini dar anlamda teknik güvenlik çerçevesinin ötesine taşıyarak, temel hakların korunması, insan denetimi ve kurumsal hesap verebilirlik ile bütünleşen önleyici bir yönetişim modeline dayandırmaktadır. Çalışma, bu çerçevede yapay zekâ okuryazarlığının yalnızca destekleyici bir politika tercihi değil, risklerin ortaya çıkmasından önce düzenleyici sistemin işlerliğini sağlayan normatif bir araç olarak konumlandığını ileri sürmektedir. Özellikle Tüzüğün Ek III kapsamında yüksek riskli sayılan yargısal ve hukuki yapay zekâ sistemlerinde öngörülen yükümlülüklerin etkin biçimde uygulanabilmesi, ilgili aktörlerin eleştirel değerlendirme yetkinliğine ve yapay zekâ sistemlerinin kullanım şekline göre riskleri ayırt edebilme kapasitesine bağlıdır. Makale ayrıca, Tüzüğün ülke aşırı etki doğuran yapısı nedeniyle, yapay zekâ okuryazarlığına ilişkin bu yükümlülüğün AB dışındaki ancak Birlik ile yoğun hukuki ve dijital temas hâlindeki ülkeler bakımından da önemli sonuçlar doğurduğunu tartışmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, Türkiye’de mevzuat öncesi aşamada yapay zekâ okuryazarlığının yumuşak hukuk temelli bir yönetişim mekanizması olarak kurumsallaştırılmasının, ileride kabul edilebilecek bağlayıcı düzenlemeler açısından hazırlayıcı bir rol üstlenebileceğini savunmaktadır.