Hayal Meriç
Bu çalışma, Anadolu dışı Türk devletleri arasında önemli bir yere sahip olan Timur İmparatorluğu’nun mimarlık alanındaki konumunu, özellikle Maveraünnehir bölgesini ve Semerkant şehrini ele almayı amaçlamıştır. 14. yüzyılın sonlarından 16. yüzyılın başlarına kadar uzanan süreçte, Semerkant merkezli olarak gelişen Timurlu Mimarlığı; imparatorluğun siyasi gücünü yansıtan anıtsal ölçekli yapıları ve zengin bezeme programlarıyla mimarlık tarihinde özgün bir kimlik kazanmıştır. Başta imparatorluğun kurucusu Timur’un şahsi gayreti ve mimariye verdiği önem sayesinde göçebe kültürün hâkim olduğu bir coğrafyada başlatılan yoğun iskân ve imar faaliyetleri ile Semerkant kısa sürede bir dünya kenti konumuna taşınmıştır. Çalışmada, Timurlu Mimarlığının Selçuklu ve İlhanlı mimari gelenekleriyle kurduğu süreklilik ile fethedilen bölgelerden getirilen usta ve sanatçıların katkıları ile inşa edilen belli başlı dönem yapıları ele alınmıştır. Dört eyvanlı plan şeması, yükseltilmiş kasnaklı çift cidarlı kubbeler, iç-dış yüzeyleri kaplayan çini bezeme, dönemin ayırt edici mimari unsurları olarak ele alınmıştır. Timurlu Mimarlığı, Selçuklu geleneğinden devralınan planlama ilkeleri ve yapım tekniklerini, dönemin estetik ve teknolojik olanaklarıyla yeniden yorumlayan sentezleyici bir mimari karakter sergilemiştir. Çalışma ile Maveraünnehir bölgesi ve Semerkant merkezli mimari üretim üzerinden Timurlu mimarlığının gelişimini, karakteristik özelliklerini ve Safevî mimarlığını etkileyen tarihsel yanını incelemek amaçlanmıştır.