Süleyman Temur
Günümüz teknolojik gelişmelerinin bir yansıması olan yapay zekânın eğitim sistemine entegrasyonunun, potansiyel faydaları ve riskleriyle birlikte ele alınması büyük önem taşımaktadır. Özellikle kapsayıcı eğitim bağlamında, tüm öğrencilere eşit ve adil bir öğrenme ortamı sunma misyonu, bu teknolojilerin kullanımını daha da kritik hâle getirmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, 2022-2025 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yedi temel politika belgesinde yapay zekânın eğitimde kullanımına dair kapsayıcı eğitim ilkelerinin nasıl ele alındığını incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analiziyle yürütülen bu çalışma, belgelerin içeriğini önceden belirlenmiş kapsayıcı eğitim ilkeleri temelinde analiz edilmiştir. Bulgular, yapay zekâ politikalarının zamanla olgunlaşarak çok boyutlu bir kapsayıcılık yaklaşımı benimsediğini göstermektedir. Belgelerde, yapay zekânın bireyselleştirilmiş öğrenme süreçlerini destekleme, erişilebilirliği artırma ve özel politika gerektiren gruplara yönelik çözümler sunma potansiyeli vurgulanmaktadır. Özellikle 2024 yılı ve sonrasında yayımlanan belgelerde etik, güvenlik ve algoritmik adalet gibi konulara daha fazla önem verildiği görülmüştür. Ancak, öğretmenlerin dijital yeterlikleri ve uzman insan kaynağı eksikliği gibi zorluklar da belirtilmiştir. Bu doğrultuda, yapay zekânın kapsayıcı eğitim hedeflerine etkili bir şekilde hizmet edebilmesi için politikaların sürekli güncellenmesi ve somut eylem planlarıyla desteklenmesi gerektiği önerilmektedir. Özellikle yapay zekânın potansiyel risklerini denetleyen ve öğretmenlerin mesleki gelişimine odaklanan projelere öncelik verilmesi gerektiği tavsiye edilmektedir.