Ayşe Gökçe Işıklı, Zeynep Kızılcık Özkan
Akciğer cerrahisi, yüksek morbidite ve mortalite riski taşıyan kompleks girişimleri içermesi nedeniyle sistematik, bütüncül ve kanıt temelli bir hemşirelik bakımını zorunlu kılmaktadır. Cerrahi travmanın solunum fonksiyonları üzerindeki belirgin etkisi, komplikasyon gelişme olasılığı ve hastaların çoğunlukla ileri yaş ve eşlik eden komorbiditelere sahip olması, hemşirelik bakımının yapılandırılmış ve standartlara dayalı biçimde planlanmasını gerekli kılmaktadır. Preoperatif dönemde; zorlu ekspiratuvar volüm (FEV1), karbon monoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) ve vücut kitle indeksi (VKİ) gibi parametrelerin değerlendirilmesi, cerrahi riskin öngörülmesi ve bireyselleştirilmiş bakım planının oluşturulmasında kritik rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra pulmoner rehabilitasyon programları, sigara bırakma desteği, beslenme durumunun optimize edilmesi, psikososyal değerlendirme ve hasta eğitimi uygulamalarının postoperatif pulmoner komplikasyonları azalttığı ve iyileşme sürecini hızlandırdığı bildirilmektedir. Perioperatif dönemde normoterminin korunması, uygun oksijenizasyonun sürdürülmesi, kanıta dayalı pozisyonlama uygulamaları, basınç yaralanmalarını önleyici girişimler ve enfeksiyon kontrol önlemleri hasta güvenliğini artırmaktadır. Postoperatif süreçte erken mobilizasyon, etkili solunum egzersizleri, multimodal analjezi, dengeli sıvı tedavisi ve dijital drenaj sistemlerinin kullanımı; akciğer ekspansiyonunu destekleyerek komplikasyon oranlarını azaltmakta ve hastanede kalış süresini kısaltmaktadır. Ayrıca yapılandırılmış taburculuk eğitimi, öz bakım becerilerinin güçlendirilmesi ve tele-hemşirelik izlemi, bakımın sürekliliğini destekleyerek yeniden hastaneye yatış oranlarını azaltmaktadır. Sonuç olarak, minimal invaziv cerrahi tekniklerle entegre edilen kanıt temelli hemşirelik müdahaleleri, hasta sonuçlarının iyileştirilmesinde, iyileşmenin hızlandırılmasında ve bakım kalitesinin standardizasyonunda belirleyici bir rol üstlenmektedir.