Ebrar Kuruçay Gök, Pelin Yıldız
Üretken yapay zekânın mekân tasarımı eylemine entegrasyonu, tasarım teorisini ve pratiğini yeniden şekillendirmekte ve insan dışı zekânın gelişen rolünün incelenmesini gerektirmektedir. Bu çalışma, yapay zekâyı yalnızca deterministik bir otomasyon aracı olarak değil, tasarımcıyla ikili bir ilişki içinde tamamlayıcı bir unsur olarak konumlandırmayı ve yaratıcı süreçte insan etkenliğinin önceliğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Araştırma, Jacques Derrida’nın anlamın sabitlenemezliğine yönelik yapısöküm eleştirisini metodolojik çerçeve olarak benimsemektedir. Bu felsefi mercek üzerinden, yapay zekânın mekânsal form üretimindeki rolü ve makine ile insan arasındaki yaratıcı etkenlik, çeşitli tasarım örnekleri üzerinden ampirik olarak analiz edilmiştir. Analizler, yapay zekânın biçimsel üretimde güçlü bir aktör olduğunu, ancak bağlamsal anlam inşasında insan sezgisine bağımlı kaldığını göstermektedir. Mekânsal üretimde faillik, tekil bir özne olmaktan çıkıp insan ve makine arasında dağıtılmış bir sürece dönüşmektedir. Sonuç olarak bu araştırma, yapay zekânın tasarımcının yerini alan bir unsur olmadığını, onunla iş birliği yapan tamamlayıcı bir fail olduğunu göstermektedir. Dijital entegrasyonun karmaşıklığına yönelik uygulama odaklı öneriler sunan çalışma, geleceğin mekân tasarımında üretken yapay zekâ-anlam-faillik üçgeninin, insan etkenliğinin stratejik rehberliğinde yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulamaktadır.