Veysel Bilal Arslankara, Ertuğrul Usta
Hızla ivme kazanan dijital dönüşüm, sanat tarihi eğitimini geleneksel sınırların ötesine taşıyarak Büyük Dil Modelleri (LLM) ve üretken yapay zekâ teknolojileriyle yeni bir pedagojik zemine oturtmaktadır. Bu çalışmada, sanat tarihi öğretiminde kullanılmak üzere yapılandırılan üretken yapay zekâ destekli bir chatbot’un öğrenme süreçleri üzerindeki derin etkilerini, kanıt temelli ilk deneyimler ve kapsamlı bir KEFE (SWOT) analizi ışığında incelemek amaçlanmıştır. Sanat tarihi eğitimi eleştirel görme, tarihsel bağlamı analiz etme ve estetik yorumlama gibi yüksek bilişsel beceriler gerektirdiğinden, yapay zekânın bu süreçlerdeki rolü ve sınırları önemli bir tartışma konusudur. Araştırmada elde edilen bulgular, yapay zekâ asistanlarının bireyselleştirilmiş öğrenme patikaları oluşturma, 7/24 bilgi erişimi sağlama ve öğrencilerin analitik düşünme becerilerini destekleme konularında önemli kuvvetli yönlere ve fırsatlara sahip olduğunu göstermektedir. Ancak çalışma, güncel literatür (2023-2025) bağlamında, teknolojinin epistemik güvenilirlik sorunlarını mercek altına almaktadır. Özellikle LLM’lerin inandırıcı fakat uydurma kaynak üretme (halüsinasyon) eğilimi, atıf zincirinin kopması ve eğitim verilerinden kaynaklanan Batı merkezci temsil önyargıları, disiplinin metodolojik bütünlüğü açısından ciddi engeller ve risk alanları olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, bağlamsal duyarlılık eksikliği ve telif sorunları, teknolojinin zayıf yönleri arasında öne çıkmaktadır. Bu bağlamda bu araştırmada, üretken yapay zekânın otoriter bir bilgi kaynağı olması değil, kanıt zorunluluğu, şeffaflık ve doğrulama protokolleri ile denetlenen bir öğrenme ortağı olarak konumlandırılması önerilmektedir. Çalışmada, pedagojik değerin modelin metin üretim kapasitesinden ziyade, öğrenenin eleştirel teyit süreçlerine odaklanması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, bu teknolojilerin etkin entegrasyonu için eğitimcilerin ve akademisyenlerin dijital yetkinliklerinin artırılması, etik çerçevelerin netleştirilmesi ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi zorunluluğu ortaya konulmuştur. Bu çalışma, sanat eğitimi ve teknoloji arakesitindeki gelecekteki araştırmalara stratejik bir yol haritası sunmaktadır.